Terapiye Başlama Korkusu: Nedenleri ve Üstesinden Gelme Yolları
- Ayşe Turhan Güçyener

- 20 Mar 2025
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 24 Eki 2025

Terapi Nedir ve Neden Önemlidir?
Terapi, zihinsel süreç ve duygularımızı daha net anlamlandırabilmeyi öğrendiğimiz, kendimizi daha iyi tanıdığımız ve bizi zorlayan yaşam deneyimlerimizle başa çıkmada destek sağlayan bir süreçtir. Hepimiz zaman zaman hayatta zorlandığımız bir dönemden geçebiliyoruz. Bu süreçlerde bir uzman desteğine başvurmak, yaşadıklarımızı ve verdiğimiz tepkileri daha sağlıklı bir şekilde anlamlandırabilmemiz ve bu süreci en iyi şekilde yönetebilmemiz konusunda bize yardımcı oluyor. Ancak birçok kişi terapiye başlamayı düşündüğü halde bir türlü adım atamayıp erteliyor, ya da tamamen kaçınabiliyor.
Terapiden Kaçınmanın Yaygın Nedenleri
Terapiden kaçınma davranışının en yaygın nedenleri arasında bilinmezlik kaygısı, kendini ifade edememe korkusu, zayıf görünme algısı ve yüzleşme korkusu bulunuyor.
Bilinmezlik Kaygısı: Mesela terapinin işleyişi hakkında yeterli bilgiye sahip değilseniz “seansta ne olacak?”, “bana ne soracak?”, “ya bana uymazsa?”,” benden ne yapmam beklenecek?” gibi sorularla kaygılanıp, süreçten korkabiliyorsunuz. Çünkü insan zihni için en rahatsız edici durumlardan biri bilinmezliktir. Eğer terapiye gittiğinizde neyle karşılaşacağınızı bilmiyorsanız, bu durum sizi tedirgin edip, kaygı duyulan şeyden yani terapiden daha da uzaklaştırabiliyor.
Kendini İfade Edememe Korkusu: Diğer yandan kendini ifade edememe korkunuz varsa eğer, kendi duygularınızı anlamakta zorlandığınız için terapiye başlamayı erteliyor olabilirsiniz. Özellikle içe dönük ve duygularını kelimelere dökmekte zorlanan kişiler “ne hissettiğimi bilmiyorum”, “orada ne anlatacağım”, “duygularımı ifade edemiyorsam terapi nasıl işe yarayabilir” diye düşünüp, terapinin sadece duygularını açıkça ifade edebilen ve anlatabilen kişiler için olduğuna inanıyor ve dolayısı ile kendilerinin fayda göremeyeceklerini varsayıyor olabilirler.
Zayıf Görünme Algısı: Belki de duygularını tanımlayamamanın ya da terapiye gidiyor olmanın eksiklik veya zayıflık olarak görüldüğüne inanıyor, bu durum yüzünden toplum tarafından dışlanacağınızı düşünüyor olabilirsiniz. Başkaları tarafından etiketlenme korkunuz sizi terapiye başlamaktan alıkoyuyor olabilir.
Yüzleşme Korkusu: Ya da terapide size acı veren gerçekleri açığa çıkarmaktan korkuyor, kendinizden kaynaklanan bir şeylerle yüzleşmeye hazır hissetmiyor, veya terapist tarafından yargılanmaktan korkuyor olabilirsiniz.
Terapi Esnek Bir Süreçtir
Terapi, belirli kalıplar içinde herkes için aynı şekilde işleyen katı bir süreç değildir. Aksine esnektir ve her bir bireyin ihtiyacına, kişiliğine, geçmiş deneyimlerine ve terapiye geliş nedenlerine göre şekillenir. Mesela bazı kişiler terapiye belirli bir sorunla gelip sorununa çözüm beklerken, bazıları sadece kendilerini daha iyi anlamak ve iç dünyalarını keşfetmek isterler. İlk seansta, terapist genellikle süreci açıklayıp, terapiye gelme nedenlerini anlamaya çalışır. Kişinin beklentilerine ve ihtiyaçlarına göre de terapi sürecinin nasıl ilerleyeceği şekillenir.
Terapi Duygularını İfade Edebilmene Yardımcı Olur
Duygularını tanıyamamak, anlayamamak ve ifade edememek terapiye başlamak için en önemli nedenlerden biridir. Çünkü biz duygularımızı anlayamadığımızda, durumlar karşısında nasıl hissettiğimizi ve ne yapmamız gerektiğini de bilemeyiz, hayatta yönümüzü bulmakta zorlanırız. Terapi sürecinin en önemli amaçlarından biri kişinin kendi duygularını keşfetmesine yardımcı olmaktır. Terapist, kişinin bilinç düzeyinde farkında olmadığı, tanımlamakta veya ifade etmekte zorlandığı şeylerin doğru sorularla, metaforlarla, beden farkındalığı veya diğer farklı yöntemlerle açığa çıkarılmasına destek olur.
Terapi Zayıflık Değil, Aksine Güç Gerektiren Bir Adımdır
Çocukluktan itibaren “güçlü olmalısın”, “sorunlarını kendin halletmelisin” gibi mesajlarla büyüyen kişiler, yardım almanın zayıflık olduğuna inandıkları için, işler yolunda gitmediğinde veya hayatta birtakım zorluklarla karşılaştıklarında, destek istemek yerine her şeyi kendi içlerinde çözmeleri gerektiğini düşünüp, kendi içlerine kapanabilirler. Aslında, bedeniniz yaralandığında nasıl doktora gidiyorsanız, ruhunuz yaralandığında da terapiye gitmek de o kadar doğaldır. Sorun yaşamayan insan yoktur. Bununla birlikte bir şeylerle yüzleşmek, yaşadıklarının sorumluluğunu almak, ve değişim kolay değildir. Bu yüzden aslında terapiye gitmek büyük bir güç gerektirir.
Terapi, Düşünüldüğü Kadar Korkutucu Bir Şey Değildir
Birçok kişi terapiye başlarken korku hissedebilir, ancak doğru yaklaşım ve sabırla terapi korkusu ile başa çıkılıp, başarılı bir terapi süreci yaşanabilir. Öncelikle, korkuyu hafifletmek için terapinin nasıl bir şey olduğu anlaşılarak başlanabilir. Terapi, düşünüldüğü kadar korkutucu bir şey değildir. İlk seansta her şeyinizi paylaşmanız gerekmez. Terapistiniz, süreç içinde kendi hızınızda ilerlemenize yardımcı olur ve zaman içinde terapistle aranızdaki güven bağı oluştukça istediğiniz ölçüde kendinizi açarsınız. Bu süreçte terapistinizle terapi ile ilgili korkularınızı ve kaygılarınızı paylaşabilirsiniz, bu terapi süreciniz için de oldukça faydalı olur. Bununla birlikte, terapi gizli bir alandır, bu yüzden kendinizi güvende hissedebilirsiniz, konuşulanlar yalnızca siz ve terapistiniz arasında kalır.
Terapiye başlama korkusu doğal bir duygu olsa da, terapinin ne olduğunu ve bu sürecin nasıl işlediğini anlamak, kaygılarınızı hafifletmeye yardımcı olabilir. Bu yolculukta kendinize küçük hedefler koyarak, adım adım ilerleyerek, süreci aceleye getirmeden, bu sürecin size sağlayacağı faydalara odaklanarak terapiye daha pozitif bir şekilde yaklaşabilirsiniz.
Bu yazı, Uzman Klinik Psikolog Ayşe Turhan Güçyener tarafından hazırlanmıştır ve tüm hakları saklıdır. Her türlü soru görüş ve önerileriniz için: psk.ayseturhangucyener@gmail.com


